Bazen bir dizi gelir, daha başlamadan bile etrafında bir heyecan dalgası yaratır. Kimi zaman bu, büyük bir bütçeyle çekilmiş yıldızlar geçidi bir yapımdan kaynaklanır; kimi zaman da kültleşmiş bir hikâyenin sonunda ekranlara taşınıyor olmasından. The Eternaut ikinci gruba giriyor. Çünkü bu dizi, yalnızca bir kıyamet senaryosunu anlatmakla kalmıyor; Latin Amerika'nın en etkileyici çizgi romanlarından birine, El Eternauta'ya dayanan bir uyarlama.
Ve 30 Nisan'da Netflix’te yayınlandığında, sadece bilimkurgu izleyicisinin değil, aynı zamanda çizgi roman tutkunlarının da gözleri ekranlara kilitlenecek.
“Bu Sadece Bir Kar Yağışı Değil…”
Dizinin merkezinde bir adam var: Juan Salvo. Sıradan bir adamken, bir sabah gökten düşen kar taneleriyle birlikte hayatı sonsuza dek değişiyor. Ama bu kar, öyle bildiğimiz kar gibi değil. Temas ettiğinde anında öldüren toksik bir maddeyle kaplı. Buenos Aires’te başlayan bu gizemli kar yağışı, kısa sürede milyonları etkisiz hale getiriyor ve hayatta kalan birkaç kişi, bir yandan hayatta kalmaya çalışırken bir yandan da bu ölümcül tehdit hakkında cevaplar arıyor.
Juan Salvo ise yalnızca ailesini korumak isteyen bir adamken, kendisini bu görünmeyen tehdide karşı verilen mücadelenin lideri olarak buluyor.
The Last of Us'ın Tahtı Sallanıyor Mu?
Son yıllarda video oyun ya da çizgi roman uyarlamalarının TV dünyasında ciddi bir yükselişi var. HBO’nun The Last of Us dizisi, hem izleyici hem eleştirmenlerden tam not almıştı. Şimdi Netflix, The Eternaut ile bu alanda söz sahibi olabileceğini göstermeye hazırlanıyor.
Ama arada önemli bir fark var: El Eternauta, bir kıyamet senaryosunu yalnızca hayatta kalma mücadelesi olarak anlatmıyor. Aynı zamanda politik bir alegori, bir dönemin baskılarına, otoriter rejimlere ve sistem karşıtı duruşlara da göndermelerle dolu.
Orijinal çizgi romanın yazarı Héctor Germán Oesterheld, Arjantin’de askeri diktatörlük döneminde kaybolmuş, hayatını bu hikâyeyi anlatma uğruna feda etmiş bir sanatçı. Bu yüzden The Eternaut, sadece bir dizi değil; tarihsel, kültürel ve politik bir taşıyıcı da aynı zamanda.
Yönetmenin Çocukluk Hayali
Bruno Stagnaro gibi bir yönetmenin projeye dahil olması, bu hikâyeye duyulan saygının bir göstergesi. Kendisinin sözleriyle: “Bu, hayatımda baştan sona okuduğum ilk eserlerden biriydi. 10 yaşındaydım.” Çocukluk yıllarında yaşadığı heyecanı ekrana taşımaya çalıştığını söyleyen Stagnaro, özellikle Buenos Aires atmosferine büyük önem veriyor.
Dizinin çekimleri tamamen Buenos Aires’te gerçekleştirilmiş. Ama bu şehir, yalnızca bir arka plan değil. Stagnaro, “şehir bir karakter gibi hissedilmeli” diyor. Ve fragmanı izleyen herkesin ortak görüşü de bu: Gri, puslu, tehditkâr ve bir o kadar da büyüleyici bir şehir…
Sosyal Medyada Şimdiden Fenomen
Daha yayınlanmadan sosyal medyada “yeni favorimiz olabilir” yorumlarıyla gündeme gelen The Eternaut, şimdiden hayran kitlesini oluşturdu bile. YouTube’da dizinin fragmanının altına yapılan yorumlar arasında en dikkat çekeni şöyle:
“Çizgi roman tam bir başyapıt; gerilim, bilimkurgu ve politik ögelerin harika bir karışımı. İlk okuduğumda elimden bırakamamıştım: Trende, salonda, bahçede, hatta tuvalette bile okumaya devam etmiştim!”
Bir başka kullanıcı ise daha duygusal:
“Bunun gerçekten hayata geçirileceğini hiç düşünmemiştim! Uzun zamandır bekliyordum. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Canavarları görmeyi dört gözle bekliyorum!”
Bilimkurgu Severler İçin Kaçmaz
Bu yıl bilimkurgu türünde birçok yeni yapım izleyiciyle buluşacak. Ancak The Eternaut, kökleri derinlerde olan, gerçek bir klasikle bağ kuran nadir örneklerden biri. Eğer kıyamet sonrası hayatta kalma mücadelesini, sosyal mesajlarla iç içe geçmiş bir anlatımı ve atmosferik yapımları seviyorsanız, The Eternaut kesinlikle radarınızda olmalı.
Yalnız bir not: Netflix, dizinin 16 yaşından küçükler için uygun olmadığını belirtmiş. Hem konunun ağırlığı hem de atmosferin kasveti göz önüne alındığında bu oldukça anlaşılır.
Son Söz
Netflix bu kez iddialı geliyor. Klişelere sığınmayan, edebi ve kültürel geçmişi olan bir bilimkurgu dizisiyle. The Eternaut, yalnızca bir hayatta kalma hikâyesi değil; insan ruhunun dayanıklılığı, direnişi ve karanlık zamanlarda umut arayışı üzerine bir anlatı. Ve belki de tam da bu yüzden, 2025’in en çok konuşulan dizilerinden biri olmaya aday.
30 Nisan’da koltuğunuza kurulun, maskelerinizi takın ve bu ölümcül karın altında insan olmanın ne demek olduğunu yeniden keşfedin.
Yorumlar
📩 Postapokaliptik.com’daki yeni içeriklerden anında haberdar olmak ister misin? Blogumuzun yan tarafındaki iletişim formuna "Mail almak istiyorum" yazarak mail listemize dahil olabilir, yeni içeriğimizi girdiğimiz anda mail kutundan okuyabilirsin! Spam yapmayacağımıza söz vermekle birlikte dilediğin zaman listeden çıkabileceğini de hatırlatırız. 🔥